hasnablog.com

Kendi Dünyamdan...

Hoş Geldiniz

Bu site; felsefe, teoloji, sanat ve psikoloji alanlarında kendi okuma notlarımı, düşünce denemelerimi ve zamanla zihnimde olgunlaşan kavramları bir araya getirdiğim kişisel bir alandır.

Burada paylaşılan metinler bir iddia ya da kesin hüküm sunma amacı taşımaz. Daha çok; okuduklarımı, düşündüklerimi, anlamaya çalıştıklarımı düzenli bir şekilde kaydetme ve paylaşma çabasıdır. Bazen bir kavramın izini sürerken, bazen bir metni çözümlemeye çalışırken, bazen de bir düşüncenin bende bıraktığı etkiyi yazıya dökerken oluşan notlar…

Her duygu bir iz, her iz insanın içine açılan bir yol.

Psikoloji bölümü, insanın iç dünyasını yalnızca duygular ve davranışlar düzeyinde değil, onların arkasındaki yapıyı anlamak için ele alır. Her duygu, her çatışma ve her tekrar eden örüntü, benliğin nasıl kurulduğunu gösteren bir izdir. Bu izleri takip etmek, önce öznel deneyimin hakikatine; ardından “Ben kimim?” sorusunun daha derin katmanlarına götürür. Çünkü insan, değişen düşünce ve duygularının ötesinde, onları fark edebilen bir bilinç merkezine sahiptir. Psikoloji burada başlar; varlık hakikatine açılan kapı da tam bu fark edişte belirir.

Her eser yaratımın özüne açılan bir yol.

Sanat bölümü, insanın dışavurumunu yalnızca estetik biçimler ve teknik üretimler düzeyinde değil, onların arkasındaki anlam arayışını kavramak için ele alır. Her renk, her biçim ve her kompozisyon, insanın iç dünyasında taşıdığı gerilimi, sezgiyi ve hakikat arzusunu görünür kılan bir izdir. Bu izleri takip etmek, önce estetik deneyimin öznel derinliğine; ardından “Gerçek nedir ve nasıl ifade edilir?” sorusunun katmanlarına götürür. Çünkü insan, yalnızca gördüğünü değil, gördüğüne yüklediği anlamı da üretir. Sanat burada başlar; varlıkla kurulan o sessiz ama yoğun temas, tam da bu yaratıcı idrakte açığa çıkar.

Her sorgu  varlığın mânâsına açılan bir kapı.

Felsefe bölümü, insanın düşünce dünyasını yalnızca kavramlar ve teoriler düzeyinde değil, onların dayandığı zemini sorgulamak için ele alır. Her soru, her şüphe ve her itiraz, zihnin varlığı nasıl kavradığını gösteren bir izdir. Bu izleri takip etmek, önce bilginin sınırlarını fark etmeye; ardından “Gerçek nedir?” ve “Varlık neye dayanır?” sorularının daha derin katmanlarına götürür. Çünkü insan, hazır cevaplarla yetindiği sürece düşünmez; şüphe ettiği anda düşünce başlar. Felsefe tam da bu noktada doğar: Şüphenin açtığı boşlukta, akıl kendi temellerini arar. Varlık hakikatine açılan kapı ise, sorgunun cesaretle sürdürüldüğü o eşikte belirir.

Her eser varlığın mânâsına giden bir yapı.

Film, hayatın dağınık akışını yoğunlaştırarak temel varoluş sorularını görünür kılar; izleyiciyi karakterle özdeşleşme yoluyla kendi iç dünyasıyla karşılaştırır ve bilinçli bir bakışla izlendiğinde yalnız hikâyeyi değil, o hikâyeyi kuran bakışı da fark ettirir. Böylece insan, yaşadığı olayları pasifçe tüketmek yerine onları nasıl anlamlandırdığını görmeye başlar; seçim, ölüm, yalnızlık ve sorumluluk gibi temalar üzerinden kendi varlık konumunu sorgular. Film hakikatin kendisi değildir; fakat hayreti uyandırdığı, farkındalık ürettiği ve anlam sorusunu keskinleştirdiği ölçüde insanı mânâya ve varoluş bilincine yaklaştırabilir.

Şüphe zihni uyandırır, sorgu arındırır, yöneliş istikamet kazandırır, idrak ise bütün bunları mânâya açılan tek bir kapıda birleştirir.

Teoloji bölümü, insanın varlıkla ve Mutlak’la kurduğu ilişkiyi yalnızca inanç ifadeleri ya da ritüeller düzeyinde değil, onların dayandığı ontolojik zemini anlamak için ele alır. Her ibadet, her dua ve her metafizik sorgu, insanın aşkın olana yöneliş biçimini açığa çıkaran bir işarettir. Bu işaretleri takip etmek, önce iman tecrübesinin içsel derinliğine; ardından “Varlığın kaynağı nedir?” sorusunun daha köklü katmanlarına götürür.

Çünkü insan, sadece inanan bir varlık değil; inandığını bilen, inancını sorgulayabilen ve anlamlandırabilen bir bilinçtir.İmanın sezgisel alanını aklın tertibiyle buluşturduğu noktada. İnanç ile idrak arasındaki bu kesişim, insanın hem kendisini hem de aşkın hakikati konumlandırdığı bir bilinç ufku oluşturur.

Yazılar