Deneyim → Farkındalık → Soru → Anlamlandırma → Bütünleşme → Mânâ
Psikoloji sadece teorilerde ve tanı kategorilerinde kaldığında kavramsal bir şema yığını olarak kalır; testler, terimler ve modeller arasında dönen teknik bir faaliyet olur. Fakat insanı “Neden böyle hissediyorum, bu tekrar eden örüntü nereden geliyor, ben gerçekten kimim?” sorularıyla yüzleştirdiğinde, benliğin derin katmanlarına doğru bir yöneliş başlatır.
Yaşantı karşısında doğan farkındalık soruya dönüşür; soru araştırmayı doğurur; araştırma bilinçle temas ettiğinde içgörü ortaya çıkar. İçgörü derinleştiğinde bütünleşme olur; bütünleşme ise insanın kendi hikâyesini sahiplenmesini sağlar.
Psikoloji, semptomda kaldığında yüzeyde kalır; fakat kişiyi kendi iç yapısının mimarisiyle buluşturduğunda, dağınık deneyimleri anlamlı bir bütün hâline getirir. Ve o bütünlükte, insan yalnızca “iyileşmiş” değil, kendini idrak etmiş olur.